31 Mart 2011 Perşembe

Bluzların yeniden doğuşu

Biraz aradan sonra tekrar yeni projelerle buradayım...Umuyorum ki artık bloglar kapanmaz...

Bugün tasarımları anneme ait olan üç adet bluz transformasyonundan bahsetmek istiyorum. İlk önce mor renkli olandan başlayayım...Kol manşetleri ve lastik kısımları kesildikten sonra tamamen spontane olarak tığ ile örüldü.




 Pembe bluza gelince, aynı şekilde kol ve etek lastik kısımları kesildikten sonra tığ ile  kare motiflerin yan yana birleştirilmesi ile tamamlandı. Önüne de yuvarlak motiflerle süsleme yapıldı.




Sıradaki bluzun ise yakası yarım balıkçı yaka idi. Bisiklet yaka olarak kesildikten sonra tığ ile düz bir sıra geçildi. Araya bir sıra yuvarlak motifler eklendi ve tekrar düz sıra geçilerek tamamlandı.




Bu arada eklemeyi unuttuğum bir ayrıntı da mor ve pembe bluzların en az 20 senelik olduğu. Bu değişimle bir 20 sene daha giyileceğe benziyorlar.

21 Mart 2011 Pazartesi

TIĞ"CAKE"

Kısa bir aradan sonra tekrar bir kekle karşınızdayım. Tığ sevenlerin çok şey öğreneceğini düşündüğüm bir siteden  faydalanarak yaptım. Yakında çeşit çeşit kekler yapıp kek standıma yerleştirip toplu bir çekim yapmaya niyetliyim...Şimdilik iki tane var ama zamanla çoğaltacağım tabii ki...Görüşmek üzere...





16 Mart 2011 Çarşamba

Kokoş Eldiven

Artık kışı geride bırakıp, baharı karşıladığımız şu günlerde, bu eldivenlerle kışlık aksesuarlara ara vermek iyi olur diye düşündüm. Örülmesi çok basit, lastik örgü ile başlanıp, baş parmak hizasına kadar düz örgü ile devam ediliyor. Parmak geçecek kadar ilmek kesildikten sonra kalan ilmekler bütün olarak örülüyor.Üzerini süslemek tamamen sizin zevkinize kalmış...





14 Mart 2011 Pazartesi

Kar Hatırası ve Alevli Gece kolyesi

Bu aralar biraz kafam meşgul...O yüzden bloğumu biraz ihmal ettim.Ama bugün çok güzel fotoğraflarıom var yayınlamak istediğim...İlk önce güzel kızlarımın bahçedeki kar keyfi geliyor...


Daha önce burada yayınlamış olduğum kolyenin bir benzeri sırada...

9 Mart 2011 Çarşamba

Keçeden "cupcake"

Herkese sevgiler...

Bugün sizinle paylaşmak istediğim cupcake'i (bu arada bu keklere türkçe b ir isim bulmak istiyorum ama henüz başaramadım, belki siz yardım edersiniz), iki yıl kadar önce kitap fuarından satın almış olduğum bu harika kitaptan yararlanarak annem yaptı.Bence süper oldu...Yapılışı fotoğraflardan anlaşılıyordur sanırım.
Zaman zaman bu kitaptan bazı projeler paylaşacağım sizlerle...



Bu arada harıl harıl gökkuşağı battaniyemi bitirmeye uğraşıyorum, çünkü ardından hemen canım arkadaşım Burçak'ınkine başlayacağım...Renklerine bayılıyorum bu yüzden örmesi hiç zor gelmiyor...Hele de dizi filan seyrediyorsam (özellikle "Öyle Bir Geçer Zaman ki" yi) kaptırıp gidiyorum...Umarım kısa zamanda bitmiş halini göstereceğim...Sevgiler...


8 Mart 2011 Salı

Kadınlar Gününüz kutlu olsun

Bugün Dünya Kadınlar Günü...Hepinize kutlu olsun...Kadınların şiddete maruz kalmadığı, erkeklerle aynı haklara sahip olduğu özgür, eşit ve mutlu bir dünya diliyorum...

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın gönderdiği bir şiiri paylaşmak istedim umarım beğenirsiniz...Aylacığım çok teşekkürler...


ANACIĞIM

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı.
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi .
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım.
Selam sana Kadınlar Günü İstanbul’dan.
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan,
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar OĞUZCAN


4 Mart 2011 Cuma

Mor Düşler Kolyesi

Bugün çok severek taktığım, tasarımı bana ait olan bu kolyeyi göstermek istedim. Fotoğrafı arşivlerimden bulup çıkardım ve beğeninize sunuyorum.

Diğeri de ametist taşlardan annem için yaptığım kolye ve küpe takımı...



Mor Düşler Kolyesi

Ametist kolye ve küpe














2 Mart 2011 Çarşamba

Bloguma Dokunma


İki gündür ne yazacağımı bilmiyorum açıkçası...Yasağı getirenlere mi kızayım, blog açmak için yanlış zaman seçtiğim için kendime mi kızayım karar veremedim.Gerçi ben her yere erişebiliyorum ve henüz çok fazla izleyenim olmadığı için çok da kaybım yok ama olayın tamamı saçmalık olduğundan kızgınım sanırım...

Neyse daha fazla uzatmak istemiyorum...Bugün çok güzel bir kolye paylaşacağım sizinle...Bakalım beğenecek misiniz:))




28 Şubat 2011 Pazartesi

Çiçek anahtarlık

Yorucu bir cumartesinin ardından, güne bizim aile için bir pazar klasiği olan kreple başladık.Ölçüsünü tamamen ben uydurdum.Üzerine ne arzu ederseniz koyup afiyetle yiyebilirsiniz.
4 kişilik aile için;
Ölçü :       2 yumurta
                2 su bardağı süt
                2 su bardağından 1-2 parmak az un
                Tuz
Tarifi :      
Yumurtalar istenildiği kadar tuz ile iyice çırpılır.Süt ilave edilerek çırpmaya devam  edilir. Son olarak da topaklanmaması için azar azar un eklenir. Tavada az sıvı yağ ile pişirilir.



     
Bu güzel kahvaltının ardından günümüz evde tembellikle geçti.Bu arada tembellik dediysem boş durmadım tabii ki ve beğeneceğinizi umduğum bu çiçek anahtarlığı yaptım. Yapılışını buradan buldum.Daha büyük boyutta yapılıp tutacak olarak da kullanılabilir.











26 Şubat 2011 Cumartesi

Kartepe

Dün akşam aniden karar verip, sabah erkenden yola çıktık ve kendimizi Maşukiye'de Kartepe sapağında bulduk. Buraya kadar herşey iyiydi.Tepeyi tırmanmaya başladığımızda açıkçası kar olmama ihtimali var mı diye düşünmedim değil. Hatta kızım "Anne kar yoksa ne yapacağız?" diye sorduğunda "Negatif enerji yayma!" şeklindeki çıkışıma rağmen içimde bir endişe vardı.Çıkışımız sürerken hafif hafif sis başladı, ardından da kar yağışı ve nihayetinde buzlanma...Tabii ki havadaki bu hızlı değişim bizi etkilemiş de olsa, kar olması nedeniyle içimizde büyüyen sevince engel olamadık ve tıkanan trafiği fırsat bilip kendimizi dışarı attık.Eşimi arabada bıraktık ve tepeye doğru yürümeye başladık.Çocuklar çok oyalandıkları ve kayan arabalardan kaçmaya çalıştığımız için çıkışımız oldukça uzun sürdü, ama nihayet tepeye vardığımızda büyük bir zafer kazanmışcasına mutlu olduğumuzu itiraf etmeliyim. Bu arada eşim bizden önce otele varmıştı bile...
Bayanlar tuvaletindeki uzuuuun kuyruğu atlattıktan sonra, dağa çıkıp sucuk-ekmek yemeden olmaz diyerek ilk gördüğümüz yere girdik ve bir güzel karnımızı doyurduk ve hesabı istedik.Meğerse adamların sattığı sucuk-ekmekler altın tozuna batırılmış da biz anlayamamışız.Ancak hesabı görünce dank etti.Neyse bunu da sineye çektik, eğleneceğiz ya kararlıyız...
Nihayet çocukların hevesle beklediği kısma gelmiştik: Kızakla kayma...Yuppiiiiiiii...Bu kısımdan çocuklar acayip zevk aldı.Sadece bunun için bile o yolu gitmeye değerdi zaten...Kalabalığın elverdiği kadarıyla bol bol kaydılar, kara sereserpe uzanıp kar meleği yaptılar ve sonra da kartopu savaşında hepimizi mahvettiler. Başı biraz tatsız başlasa da sonu çok keyifliydi.
Her ikisi de kardan adam haline gelip titremeye başlayınca, toparlanıp üstümüzü değiştirdik ve dönüş yoluna koyulduk. Tabii tahmin edersiniz ki, arabaya biner binmez Zeynep de Zehra da derin bir uykuya daldılar...Bu güzel karlı güne böylece nokta koymuş olduk. Açıkçası temiz hava bana da çok iyi geldi.Umarım iyi bir uyku çekerim bu gece...